Topluluk olarak faaliyete başladığımız andan bu yana ana toplulukla birlikte bir şeyler yapmak, onlarla daha çok kenetlenmek en büyük isteğimizdi. Bunu becermek adına yaptığımız bir çok faaliyetin yanına şimdi de röportaj serimizi ekliyoruz. İlk röportajımızı Arch Linux projesinin başındaki isim olan Aaron Griffin ile yapmaktan mutluluk duyuyoruz. Umarız serinin bu ilk röportajı bizler kadar sizleri de heyecanlandırır.
Röportaj isteğimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler! Takipçilerimiz için kendinizi biraz tanıtmanız ve hayatınızı nasıl kazandığınızı, nerede yaşadığınızı, kaç yaşında olduğunuzu, Arch Linux projesi içerisindeki görevinizi anlatabilir misiniz?
Merhaba, adım Aaron Griffin. 27 yaşındayım ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Illinois eyaletinde bulunan Chicago’da yaşıyorum. Üniversiteden Bilgisayar Mühendisliği diplomasına sahip (ki aslında bu, daha çok düşük seviyeli kodlama, VHDL ve Verilog gibi tasarımsal diller üzerine yoğunlaşılan bir Elektrik Mühendisliği programı) olsam da Bilgisayar Programcısı olarak çalışıyorum. Şu anda bir çok farklı platformda çalışmak zorunda kalıyorum; zira şirket olarak sunduğumuz ürün, Windows (32 ve 64 bit), OSX, Linux ve pek çok Unix çeşitleri için sunuluyor.
Şu anda, Arch Linux’un “Proje Yöneticisi”; bir diğer deyişle “hami”’siyim. Doğrusunu söylemek gerekirse, bunlar nereden çıktı ben de bilmiyorum.
Bir noktada geliştirici oldum ve Judd’ın bıraktığı pozisyona geçiverdim. Fazla da bir görevim olduğu söylenemez. Her zamankinden daha fazla e-posta okumak ve yazmak durumundayım. Bir de başka kimsenin yapmak için motivasyonu olmayan ama yapılması gereken işler üzerinde çalışıyorum.
Topluluğumuzdan birileri, şahit olduğu konuşmalarınızdan birinde direk çizim (direct rendering) ve 3B gibi konularla ilgilenmediğinizi, zaten ihtiyacınızın da olmadığını söylediğinize şahit olmuş. Bilgisayar kullanırken genellikle neler yaparsınız? Hiç oyun oynamaz mısınız mesela?
Genellikle zamanımın büyük çoğunluğunda Firefox, urxvt ve gajim kullanıyorum. Bilgisayarımı genellikle ağ gezintileri yapmak, IRC, Jabber ve müzik (libre.fm!) için kullanıyorum. Ayrıca Hulu ve “başka yollarla” fazlaca TV şovu ve film izliyorum.
![]()
Ve hayır, genellikle oyun oynamam. Hala oynadığım tek oyun Warcraft 3 çünkü 45 dk. içerisinde oynayıp bitirebildiğim tek oyun bu. Bunun için de evdeki tek Windows makinenin karşısına oturmak zorunda kalıyorum çünkü Battle.net Wine ile çalışırken kullanıcı bilgileri konusunda zorluk çıkarabiliyor.
Hangi masaüstü ortamını kullanıyorsunuz? Topluluk olarak bizim en iyi tahminlerimiz xmonad ya da openbox olduğu yönündeydi!
![]()
İkisi de yanlış. ratpoison kullanıyorum çünkü kullanıcının yoluna çıkmıyor. Normal bir günde bir kaç terminal ve Firefox açık oluyor ve bunlar açıkken başka hiç bir şey tarafından rahatsız edilmek istemiyorum; bu nedenle tam ekran özelliği çok yardımcı oluyor. Evilwm de kalbimde özel bir yere sahip.
Uzun zaman önce kendi pencere yöneticimi yazmış ve bir sürü prototipi arasında geçiş yapmıştım. Ama bunlar ne yeteri kadar iyiydi, ne de benim istediğimin yanına yaklaşabiliyorlardı. Bu aralar http://samurai-x.org/ arkasındaki kodla ilgileniyorum ama bu pencere yöneticisi de bir *box klonundan öteye gidemediğinden benim tarzım değil.
Arch Linux ‘la ilgili herkesin bir hikayesi var. Sizinki nedir?
Aslına bakarsanız Linux’la tanışmam bir çok insandan daha geç olmuştur. Okul yıllarında hiç bir Unix türevini kullanmadım; dolayısıyla benim için alakasız bir alandı. Sanırım 2001 yılı civarlarında, “şu ‘linux denen şeyi’ bir deneyeyim” dedim. Sonuçta gidip etraftaki kitapçılardan arkasında şu kurulum CD’lerinden olan kitaplardan birini (kitap Suse’yi temel alıyordu – haha!) aldım. Kurulum yaptım fakat bağımlılık çözümlemesinin sürekli olarak başarısız olması yüzünden bilgisayarımı kullanamaz hale geldim; ben de tekrar kurdum. Sorun sürekli tekrar edince probleme daha yakından bakmaya karar verdim: RPM’ler.
Sonuçta yazılım kurma işini daha iyi beceren dağıtımları aranmaya başladım. Slackware’i denedim ama çabuk pes ettim. Debian’ı denedim ama çok karmaşıktı ve yazılımların eskiliğini farketmem oldukça kısa sürdü. (sorun 1.2′de mi çözüldü? bende 0.5 var!)
Sanırım tam da bu noktada karşıma Gentoo çıktı. Evet; denedim ve bir süre kullandım. Portage, benim için bağımlılıkları iyi çözen bir deneyim oldu. Ama genel olarak çok büyük zaman kaybıydı. O zamanlar kullandığım P3 makinede OpenOffice.org derlemem 30+ saatimi almıştı! Bu nedenle alternatif arayışına girdiğimde karşıma Arch çıktı ve aydınlanmıştım!
Arch Linux’daki GK (Güvenilir Kullanıcı – Trusted User) ve geliştirici olma kriterleri insanları kaçıran bir konu değil mi? Topluluğumuzdan birileri GK ya da geliştirici olmak için neler yapmalı?
Bence, bu kriterler potansiyel adayları kaçırabilir ama amaç da bu zaten. Bu bir test. Bizler topluluğu, en iyi insanların yönetmesini ve işletim sistemini daha ileriye taşımalarını sağlamaya çalışıyoruz. Eğer biri karşısına çıkan ilk engelde işi bırakıyorsa bu, o kişinin topluluk işlerine de aksatmasına neden olabilir.
GK olmak o kadar da zor değil. Yalnızca paket yapmaya başlamalı ve sonrasında kendinize bir sponsor (referans) bulmalısınız. Geliştirici olmak daha da zor; zira genellikle açık pozisyonumuz olmuyor. Yeni insanları aramıza yalnızca ihtiyacımız olduğunda katıyoruz.
Arch Linux’la ilgili sizi en rahatsız eden eleştiri nedir?
Hmm. En nefret ettiğim şey, insanların yalnızca yazı tabanlı kurulum arayüzü olduğu için ağlamaları. Bu şekilde davranmaları son derece gülünç ve saçma; zira kurulum arayüzü teorik olarak yalnızca bir kaç dakika kullanılıyor ve bir daha ortaya görülmüyor. Bunun dışında, bence çoğu eleştiri oldukça yapıcı ve gerçekçi.
Çalınan logo ile ilgili Arch Linux kullanıcılarının tepkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Maalesef çoğuna şahit olamadım. Olayı olduktan sonra öğrenme şansım oldu. Bence insanların makul davranmaları harikaydı ancak huysuz çocuk gibi davranan bir gruptan oldukça utandım. Fakat bunun dışında, sanırım her şey olumlu sonuçlandı.
Zaman ayırdığınız ve böyle harika bir dağıtıma katkıda bulunduğunuz için teşekkürler! Topluluğumuza söylemek istediğiniz bir mesajınız var mı?
Pek yok. İyi işlerle devam!
purak:
güzedi… eline sağlık alper
19 Temmuz 2009, 10:58 amGökmen Görgen:
Röportaj çok güzel de bu “çalınan logo” hakkında bir bilgim yoktu benim. O olay neydi ve ne zaman oldu?
19 Temmuz 2009, 12:10 pmSamed Beyribey:
@Gökmen:
19 Temmuz 2009, 1:35 pmAdamın biri Arch’ın logosunu alıp şirketinin logosu diye kullanıyor, bir yerde araba üstünde logoyu görenler şaşırıyor, haliyle flame başlıyor.
http://www.archlinux.org/static/newsletters/newsletter-2009-june.html#stolenlogo
fadike:
Okudum; güzeldi ama kısa geldi bana bir hayli. Kendisinin Arch linux’un tanıtımı için yaptıkları elbet olmalı. Onlar sorulabilrdi mesela ya da Arch lirux’u nereye taşıyacakları…
5 Eylül 2009, 12:33 pmÖzgür Yazılım Sendikası » Blog Archive » Bir Arch Linux Kurulumunun Düşündürdükleri:
[...] 4Arch Linux proje yöneticisi Aaron Griffin ile yapılan bir söyleşi: http://www.archlinux.org.tr/roportaj-serisi-1-aaron-griffin/comment-page-1#comment-42 [...]
22 Eylül 2009, 1:29 pm